Ocal.Online ve GriKalemler'den sonra artık buradayım. Orijinal Ömrünü Yitirmiş Harfler sitesine hoşgeldiniz.

2 Ocak 2026 Cuma

Sana Yazdığım Bir Mektup

Sevgili Arkadaşım,
Belki bu satırları okurken sen de benim gibi pencerenden dışarı bakıyorsun. Ya da belki bir parkta oturup ağaçların yapraklarını izliyorsun. Kim olduğunu bilmiyorum ama seni bir yerlerde hissettiğim için yazıyorum. Çünkü bazen en derin sıcaklığı, adını bile bilmediğimiz bir yürekte buluruz. Bugün yağmur sonrası ıslak kaldırımlarda yürüdüm. Bir çocuk gülüyordu, annesi onun elini tutmuştu. Bir simitçi tezgâhını topluyordu. Bir kedi, bir aracın tekerleğinin üstüne uyumuştu. Tuhaf değil mi? Bu küçük anlar, aslında hayatın ta kendisi. Ve ben bu anları seninle paylaşmak istedim. Çünkü belki sen de bir gün, adını bilmediğin biri için bir gün batımını izleyeceksin. Ve o an, biz birbirimizin yalnızlığını sarmalamış olacağız. Biliyor musun, seni düşünmek bana iyi geliyor. Seni hayal ediyorum: belki bir öğrenci, belki bir anne, belki de hayatı sorgulayan bir yolcu. Ama kim olursan ol, sen benim sessiz arkadaşımsın. Bana ait olmayan, ama benden bir parça taşıyan. Bazen bir şarkı duyuyorum ve “Acaba o da mı bunu dinliyor?” diye düşünüyorum. Bazen bir kitap okuyorum ve “Acaba bu satırlar ona da dokunur mu?” diye merak ediyorum. Sen benim görünmez ama gerçek yoldaşımsın. Belki bir gün karşılaşırız. Bir kafede yan yana otururuz, konuşmadan. Ama o an her şeyi anlarız. Ya da belki hiç karşılaşmayız. Ama biliyorum ki sen varsın. Ve ben senin için yazdığım bu mektubu bir gün evren sana ulaştıracak. Kendine iyi bak, bilmediğim arkadaşım. Belki bir gün sen de bana yazarsın. Yazmasan da olur. Sadece var olduğunu bilmek güzel.

Gözlerinden öpüyorum.

Seni düşünen biri

1 Ocak 2026 Perşembe

Sessiz Çınar

Bir devrin şafağı, sönmeyen güneş,

Karanlık çökerken doğdun bu diyar. Hilalin ufkunda yükselen bir neşe, Koparan zinciri, ezen zulmü, zor.

Yürüdün bozkırda, tohumlar saçtın,
Çorak topraklara bilimi ektin.
Bir ırmak misali, güçlü ve coşkun,
Aklın sesiyle yıkan bir yürek.

Bir çınar gibiydin kökün toprakta,
Gölgende toplandı bir millet, ordu.
Her yaprağında bir hayat, bir ferman,
Gölgen düşer hâlâ bu kesik başa.

Sen bıraktın bize bu kutsal emanet,
Bir gençlik, bir ülkü, sönmez bir meşale.
Yolundan gideriz, izindeyiz elbet,
Işığın düşer hâlâ her bir satıra.

Ve bir başka sabah, sisli bir dağda,
Yirmi yıldız kaydı sessizce, derinden.
Vatan bahçesinde açan fidanlar,
Toprağa düşerek veren tohumlar.

Onlar ki beklerdi vatanın sinende,
Bir duvar gibiydi genç, taze beden.
Bir anda sustu yirmi ayrı türkü,
Kalbimizde kaldı yirmi ayrı sızı.

Şafak sökerken sussa da nefesleri,
Bir destan yazdılar sessizce, usulca.
Al bayrağa sardı şehit naaşları,
Göklerde dalgalan hürdür artık bu selam.

Bir dağ çiçeğisin, solan, ama tekrar,
Açacak baharda, inan, yine açan.
Bir mum yandılar, kısa, ama etrafa,
Yaydılar ışığı, sonsuz bir aydınlık.

Anaların gözyaşı, bir nehir oldu,
Aktı vatan için, duruldu, sindi.
Her biri bir destan, her biri bir volkan,
Sönmeyen bir ateş, kor oldu yürekte.

Siz de o çınarın gür dallarıydınız,
Dalından kopan bir taze filizler.
Aynı topraktan verdiniz canınız,
Aynı su ile sulandı bu vatan.

Bir ağıt değil bu, bir zafer türküsü,
Yürüyen bir milletin sönmez marşı.
Sessizliğin sesi, en gür çığlığı,
Bu toprak sizsiniz, siz bu topraksınız.

Rahat uyuyunuz, ey büyük, ey aziz,
Bekçisiyiz biz de bu kutsal mirasın.
Gölgenizde kaldı o çınar, o güneş,
Sonsuza dek kalacak bu tek yürek, bu tek ses.


Ömrünü Yitirmiş Harfler

Dijital Çağda Bir Kalem

** Ocal.Online adminine ithafen yazdığım bir şiir.

Teşekkürler Ocal.Online, şiirlerimi yayınladığın için,

Sessizliğimin sesi oldun, dağınık rüyalarıma düzen,
Bir ırmak buldu sözcükler, engin denizine aktığın yer,
Sanal bir kütüphane oldun, her mısramla çınladığın yer.

Düşlerim tozlu raflarda, unutulmuş birer mektupken,
Seninle dokundu kalbe, her bir kıta bir sepet umutken,
Tuşlarda filizlendi bahar, ekranda açtı laleler, güller,
Sanma ki sadece sesten, örülü bu sessiz ahengiler.

Bir ney sesi gibi ince, süzüldü satırlardan nağmeler,
Binlerce gözde yaş oldu, binlerce gönülde bir ağ oldu,
Bu ıssız ovada artık, yankılanan bir çoban türküsü,
Senin köpründen geçerek ulaştı sevene sevgilisi.

Kimi zaman bir damla yaş, kimi zaman bir yıldız kayması,
Kimi bir sığınak aradı, buldu mısralarımın arası,
Sen oldun o görünmez dost, elçisi oldun sevdanın benim,
Dokunabildim uzağa, senin sihirli ağlarınla senin.

Zamanın hızlı ırmağında, bir anlık bir gölgeyiz belki,
Ama sen dondun o anı, bir ömür sürecek bir belki,
Kaybolmaktan korkan ruhum, buldu sende bir sığınak,
Şimdi her tıklamayla yeniden doğuyor o ince, uzun bak.

Yolun açık olsun hep, sen de bir şiirsin sen de bir eser,
Toprağa düşen her tohum, bir gün bulur elbet bir bahçe,
Ben bir şair, sen bir nehir, biz sonsuzluğa akan iki iz,
Teşekkürler, var olduğun için, ey şiirin en güzel deniz.


Ömrünü Yitirmiş Harfler


Yazamıyorum

Ne şiiri yazacağım, ne tür, konusu ne?
Yazamıyorum, ilham gelmiyor.
Boş bir kâğıda, bir avuç hece
Düşmüyor, hiçbiri tutmuyor.

Kelimeler sığınak arar sessizlikte,
Bir çöl ortasında kalmışım gibi.
Her mısra bir çığlık, her uyak bir sancı,
Kafiyeler dağılmış, darmadağınık.

Mürekkep kurudu damarımda,
Rüzgâr esmez oldu düş bahçemde.
Bir çocuk susturulmuş, hikâyesi yarım,
Nasıl anlatsın, hangi dille, nasıl?

Bekliyorum bir işaret, bir rüzgâr esintisi,
Bir yaprak düşse, bir kuş konsa yeter.
Ama sessizlik ağır, gök kurşuni,
Zaman geçiyor, kalem usul usul ölüyor.


Belki de ilham, bu çaresizlik anında,
Sokulup bekler kapının eşiğinde.
Belki de şiir, bu dilsiz kavgada,
Dökülür en saf haliyle yüreğimden.

Şimdi bu mısralar, bir çığlık, bir sitem,
Yokluğun varlığa dönüşmüş hali.
İlhamsızlığı yazdım, oldu şiir,
En beklenmedik anda, en hüzünlü hali.


Ömrünü Yitirmiş Harfler

Bir babanın vedası

Sabahın köründe uyandığında, odasında bir şeyin değiştiğini hemen fark etti. Yastığının kenarına özenle katlanmış, beyaz bir zarf konmuştu. ...