Ocal.Online ve GriKalemler'den sonra artık buradayım. Orijinal Ömrünü Yitirmiş Harfler sitesine hoşgeldiniz.

23 Mart 2026 Pazartesi

Bir babanın vedası

Sabahın köründe uyandığında, odasında bir şeyin değiştiğini hemen fark etti. Yastığının kenarına özenle katlanmış, beyaz bir zarf konmuştu. Üzerinde, yıllardır aynı kalemle yazılan o tanıdık, titrek el yazısı vardı: “Kızıma.”

Kalbi, daha dokunmadan ağırlaştı. Parmak uçlarıyla zarfa uzandı, sanki içindeki sözcükler yanacakmış gibi. Kağıdın kat yerlerini üşüyerek açtı. Odanın içi hâlâ loştu, perdeden sızan gri ışık mektubun satırlarına düştü.

Okumaya başladı.

Ve o mektup..

---------------------------------------------------------------------------------------------------------------------------

Sevgili Kızım,

Bu mektubu okuduğunda, ben artık rüzgârın saçlarını okşadığı, yağmurun toprağa kavuştuğu yerde olacağım. Anlatacak çok şeyim var ama zaman bana nefes kadar kısa, kelimeler ise anlatmak istediklerimin yanında hep çaresiz kaldı.

Sen uyurken izledim dün gece. Odanın kapısını aralayıp, içeriye sızan loş ışıkta yüzünü seyrettim. Parmakların hâlâ çocukluğundaki gibi hafifçe kıvrılıyor, dudakların bir rüyayı fısıldarcasına aralanıyordu. İşte o an anladım ki, bir insanın kalbi sevdiği için değil, sevdiklerini ardında bırakacağı için bu kadar ağırlaşır.

Biliyor musun, seninle geçirdiğim her anı bir kutunun içine koymak isterdim. İlk adımını attığın günü, okulun ilk günü arkana bakıp “babaa” diye seslendiğin anı, saçlarını ilk kez kendin topladığında “baba bak, oldu mu?” diye sorduğun o sabahı… Hepsi birer birer dökülüyor şimdi avuçlarımdan.

Büyüdükçe aramıza mesafeler girdi. Benim anlamadığım diller konuştun, senin anlamadığın yorgunluklar taşıdım. Keşke daha çok durup seni dinleseydim. Keşke “işim var” dediğim zamanların hepsini, “anlat bakalım” diye başlayan dakikalarla değiştirebilseydim. Keşke sarılmak için hep bir sebep beklemeseydim. Baban olmak, seni sevmek için tek sebepken.

Şimdi ardıma baktığımda görüyorum ki, ben senin hayatının dekoru gibiydim. Hep arkandaydım ama sahnenin tam ortasında olman gereken yerdeydin. Ve sen öyle güzel oynadın ki rolünü, ben seyretmekten kırk yılın nasıl geçtiğini anlamadım.

Affet beni. Her babasını kaybeden kız gibi değil, kendine özgü bir hüzünle taşıyacaksın bu yokluğu biliyorum. Ama şunu unutma: Rüzgâr sert estiğinde, ben arkandayım. Yağmur camına vurduğunda, ellerimi açmış seni tutuyorum. Bir gülümsemeye ihtiyacın olduğunda, senin çocukluğundan bir anıyı önüne düşüreceğim.

Ağlama. Tamam, biraz ağla. Ama sonra sil gözlerini. Çünkü sen benim en güzel yanlışlarımın, en doğru kararımsın. Sen olduğun sürece, bu dünyada bir parçam hep yaşayacak.

Parmakların hâlâ çocukluğundaki gibi kıvrılıyor ya, işte öyle tut hayatı. Sıkı tut. Bırakma.

Seni gökyüzünün en parlak yıldızı sandığın yerden değil, toprağın en sessiz, en derin yerinden seveceğim. Ta ki çimenler boy verip sana “merhaba” diyene dek.

İyi ki varsın. İyi ki senin babandım.

Her zaman gurur duyduğum,
Her zaman özleyeceğin,

Baban.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bir babanın vedası

Sabahın köründe uyandığında, odasında bir şeyin değiştiğini hemen fark etti. Yastığının kenarına özenle katlanmış, beyaz bir zarf konmuştu. ...